Köşeyi Dön Anlayışı ve Toplumsal Ahlâkî Çöküntü

Abone Ol

Son yıllarda, "köşeyi dön de nasıl dönersen dön" anlayışı ülkemizde giderek yaygınlaşmaktadır. Özellikle 18-48 yaş arasındaki gençler, hızlı zengin olma hayaliyle iş beğenmemektedir. Bu durumun topluma hayırlı sonuçlar doğurmasını ummak gerekir.

Beğenmedikleri işlerde, sosyal güvencesi olmayan yabancı uyruklu işçiler çalışmaktadır. Eskilerin deyimiyle, "Atı alan Üsküdar'ı geçiyor." İş beğenmeyenlere ise "Altta kalanın canı çıksın!" deniyor. Ancak, kimse komşusunun durumuyla ilgilenmiyor.

Eskiden "alın teriyle kazanmanın kutsallığı" vurgulanırken, şimdi herkes kendi çıkarını ön planda tutuyor. Peki, neden böyle oldu? Son zamanlarda, "üniversite mezunuyum" diyerek sahte diplomayla başkalarını kandıran doktorlar, mühendisler ve ekonomistler türedi. Oysa gerçek başarı, alın teri ve samimi çabayla elde edilir. Hileyle kazanılan başarılar, toplumsal güveni sarsar ve bireyin iç huzurunu bozar.

"Köşe dön, altta kalanın canı çıksın" anlayışı, ahlaki çöküntüye yol açtı. Toplum düzeni bozuluyor. Üretmeyen halkın alım gücü düşüyor ve insanlar geçim sıkıntısı çekiyor. İşsizlik oranı yüksek; herkesin derdi iş ve aş. Gençlerin davranış biçimini de sorgulamalıyız. Nasıl bir eğitim sistemi var ki, bu noktaya gelindi?

Seçimlerden ne bekliyoruz? Gözümüzü yumunca her şeyin değişeceğini mi düşünüyoruz? Oysa ne istersek o olur. Allah bize akıl ve irade vermiştir; düşünerek ve kararlarımızla hareket etmeliyiz. Suçu başkalarına atmak, doğru değildir. Atasözü der ki: "Ne ekersek, onu biçeriz." Her şey irademizdedir.
Eski yöneticiler yerli malı kullanmamızı teşvik ederdi; şimdi elde ne varsa satılıyor. Tarım ve hayvancılık desteklenirdi; şimdi bunlar unutulmuş durumda. Yerli üretim yerine, dışarıdan ürün getiriliyor. KOSGEB desteğiyle girişimcilik teşvik ediliyormuş gibi gösteriliyor, ancak süreçler zahmetli. Tarlalar ve çayırlar boş; köyler mahalleye dönüştü. Köylü şehirlerine göç etti, işsizlik arttı. Peki, suç kimde? Anadolu'dan insanları kent varoşlarına yerleştirmek doğru muydu?

T.C. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, destekleme ödemelerinde aracılık hizmeti sunmaktadır. Daha önce Ziraat Bankası şubeleri aracılığıyla yapılan ödemeler, artık Başak Kart ile üreticilerin hesaplarına yapılmaktadır. Ziraat Bankası'nın "Başak Kart"ıyla, çiftçi istediği yerden gübresini, ilacını ve yakıtını alamıyor. Bakanın gösterdiği yerden alabiliyor... Yani birileri sürekli palazlanırken, köylü ve çiftçi hep görmezden geliniyor.

Alın teri ve el emeğiyle kazanmanın değeri gençlerimize öğretilmeli. "Köşeyi dön, nasıl dönersen dön" anlayışı yanlış olduğu anlatılmalı. Ahlaksızlara, hırsızlara ve yalancılara karşı duyarlı olunmalıdır.

Çalışmak bir ibadettir; akıl ve irade ile kazanılan kazanç kutsaldır. İşsizlik ve üretim düşüşü için yerli malı üretimi desteklenmeli, yeni iş sahaları açılmalıdır. Köyler ve kasabalar yeniden canlandırılmalı ve üretim teşvik edilmelidir.