Eskiden 'hakiki sanat alanı' dedikleri bu sokakların her bir esnafına sırasıyla 'ustaların ustası' derlerdi, 'usta' derlerdi, 'usta çırağı' derlerdi... İçlerinde ‘çırağın çırağı’ ustalar bile vardı ama hepsi haddini bilen birer hüner sahibiydi... Her birinin tek geçim kaynağı, kendine özgü maharetleriydi...
Elleri kapkara, yürekleri bembeyaz adamlardı...
Şimdi bir kaçı kaldı sadece... Yorgun ve soluk görünseler de; modernitenin dönüştürdüğü, geleneğin canına okunan o sokaklarda, göze çarpanların 'en niteliklisi' hâlâ onlar... 'Bir kültür daha yok olmasın' diye direniyorlar belki de... Ama ne çare? Hepsi son demlerini yaşıyor... (Ekim 2015 / Bayburt Postası)
